İlişkiler ve evlilik üzerine hauntolojik bir deneme
I.
Zamanın ilişkileri erittiği iddiası üç biçimde söylenir: sevgi soğur, kurum içi boşalır, söz eskir. Üçünde de aynı varsayım çalışır: çözülen şey ortadan kalkar ve geride temiz bir yokluk bırakır. Ayrılık tamamlandığında kişinin gittiği, evlilik modernleştiğinde eski işlevlerin öldüğü, yemin bozulduğunda sözün hükümsüzleştiği kabul edilir.
Bu varsayım gözlemle uyuşmaz. Biten ilişkiden geriye alışkanlık kalır: birinden öğrenilmiş bir kelime, birine göre ayarlanmış bir beklenti, birinin sevdiği için edinilmiş bir zevk. Ölü ilan edilmiş evlilik işlevleri ritüelin içinde çalışmaya devam eder. Bozulmuş yemin tarafları bağlamayı bırakmaz, yalnızca başka biçimde bağlar. Erime gerçekleşir ama tamamlanmaz; ürünü yokluk değil, bozuk mevcudiyettir. Bozuk mevcudiyet, işlevini artık görmeyen ama yerinden de kalkmayan şeyin varlık biçimidir.
Yazı bu bakiyeyi üç ölçekte izleyecek: geçmişten dönen hayalet kişide, yapıya gömülü hayalet kurumda, gelecekten bakan hayalet vaatte durur. Hauntoloji genellikle yalnızca geçmişin hayaletleriyle çalışır; buradaki iddia, evliliğin iki zaman yönünden birden musallat olunan kurum olduğudur.

II. Kişi: gömülemeyen ölü
Kuramsal zemin Freud'dan gelir. Fisher, Hayatımın Hayaletleri'nde ayrımı Derrida üzerinden aktarır: yasta libido, yitirilen nesneden aşamalı ve sancılı biçimde geri çekilir; melankolide bu çekilme hiç gerçekleşmez, bağ, nesne gittikten sonra da yerinde durur. Derrida'nın Marx'ın Hayaletleri'ndeki eki ise yasın ancak ölü etkisizleştirildiğinde başlayabildiğidir: "Büyü ölünün kesinlikle geri gelmemesini sağlamalıdır" (s. 120). Gerisi bir güvenlik protokolüdür; ölü ya toprağa ya mumyaya sabitlenecektir ve Derrida'nın aklındaki örnek Moskova'daki mumyadır.
Erime dilinde söylenirse yas tamamlanmış erimedir, melankoli eksik erime. Libidonun geri çekilmesi nesnenin çözülmesidir; çekilmenin gerçekleşmemesi, nesnenin bozuk mevcudiyet olarak kalması. Derrida'nın tarif ettiği operasyon da aynı dile çevrilebilir: gömme, erimeyi zorla tamamlama girişimidir; mumyalama, erimeyi zorla durdurma. İkisinin amacı ortaktır: ölünün yerinden kalkmayacağından emin olmak.
Biten ilişkinin yapısal sorunu şudur: bu operasyon için elde ceset yoktur. Ayrılıkta yitirilen kişi ölmemiştir; yaşamaya, konuşmaya, görünmeye devam eder. Gömülecek beden, kapatılacak mezar, mumyalanacak kalıntı yoktur. Folklorda hortlak mezarından dönen ölüdür; ayrılığın yitiği daha tekinsizdir, çünkü hiç gömülmemiştir ve dönmek için mezara ihtiyacı yoktur. Yasın güvenlik operasyonu bu yüzden ilkesel olarak tamamlanamaz ve ilişki ölüleri varsayılan olarak melankoli rejiminde kalır.
Buna bakiyenin konumu eklenir: kalan iz karşı tarafta değil, kişinin kendisindedir. Birinden öğrenilen kelime ağızda durur, birine göre ayarlanan beklenti sonraki ilişkide çalışır. Kişi, bitmiş ilişkilerinin arşividir ve arşiv silinerek değil üzerine yazılarak büyür. Her yeni ilişki bu yüzden odada olmayanlarla yapılan bir müzakeredir: taraflar yalnızca birbirleriyle değil, birbirlerinin bakiyeleriyle de anlaşmak zorundadır.
III. Kurum: palimpsest evlilik
Modern evlilik kendi tarihini erittiğini ilan eder. Anlatı bilinir: evlilik bir zamanlar iktisadi sözleşmeydi, soy ittifakıydı, mülk devriydi; romantik sevgi bu işlevleri çözdü ve geriye iki kişinin duygusal bağı kaldı. Anlatının yanlış kısmı çözülmenin tamamlandığı iddiasıdır. Eski işlevler ritüelin içinde görünür durumdadır: babanın gelini damada teslim etmesi bir devir törenidir, yüzük bir işaretleme pratiğidir, takı merasimi iktisadi tarafın halka açık muhasebesidir. Bunlar işlevi ölmüş ama yerinden kalkmamış biçimlerdir; kurumun bozuk mevcudiyetleri. Evlilik bu yönüyle bir palimpsesttir: üstteki yazı alttakini silmemiş, üzerine yazılmıştır.
Bastırılan, yük altında geri döner. Sözleşme olmadığına en çok inanılan evlilik, boşanma masasında saf sözleşme olarak açılır: mal rejimi, nafaka, velayet, tazminat. Romantik anlatının erittiğini söylediği şey, anlatı çöktüğü anda eksiksiz ortaya çıkar; bastırılanın geri dönüşü burada mecaz değil, usul hukukudur.
Kontrast öğreticidir. Fıkıhta nikâh, sözleşme olduğunu hiç saklamamış bir kurumdur: icap, kabul, şahitler, mehir; akdin bütün unsurları açıktadır. Türkçe burada nadir bir imkân sunar: akit ile ahit arasında tek harf vardır ve dil, sözleşme ile misakı yan yana tutar. Sözleşmeyi bastırmayan kurum onu hayalet olarak geri çağırmak zorunda kalmaz. Musallat olma bastırmadan doğar ve bir kurumun hayaletleri, inkâr ettiği işlevleri kadardır.
IV. Vaat: gelecekten bakan hayalet
Hauntolojinin alışıldık yönü geçmiştir; hayalet geriden gelir. Evlilikte ikinci bir yön açılır. Yemin, henüz var olmayan bir benlik adına verilir: söz veren kişi, sözü tutacak kişiyi tanımaz, çünkü o kişi ortada yoktur. Düğün günü bir çift tarif edilir: sadık, sabırlı, birlikte yaşlanan bir çift. Tarif edilen çift hiçbir zaman tam olarak gelmez, ama gitmez de; yaşanan evliliği izleyen bir bakış olarak asılı kalır. Fisher'ın kayıp gelecekler dediği şeyin ev içindeki hâli budur: gelmemiş olanın, gelmiş olanı sürekli ölçmesi.
Kriz anlarında bu bakış konuşmaya girer. "Böyle olmayacaktık" cümlesi mevcut iki kişinin değil, vaat edilmiş üçüncü bir çiftin adına söylenir. Evlilik bu yüzden hiçbir zaman iki kişilik değildir; masada her zaman söz verilen çift de oturur. Sadakatin nesnesi de buna göre ikiye ayrılır: karşıdaki kişiye sadakat ve söz verildiği andaki tarafların hayaletine sadakat. İkincisi daha az konuşulur, ama ayrılıkların bir kısmı karşıdakinden değil, o hayaletten kopulamadığı için gecikir.
V. Kapanış
Üç ölçekte aynı yapı çıktı: kişide gömülemeyen ölü, kurumda bastırılan sözleşme, vaatte gelmemiş gelecek. Üçü de erimenin gerçekleştiği ama tamamlanmadığı yerlerdir ve üçünde de bakiye süs değil, yük taşıyan parçadır: geçmiş ilişkiler beklentiyi ayarlar, ölü ritüeller kurumu ayakta tutar, gelmemiş çift mevcut çifti hizada tutar.
Buradan teselli değil, tanım çıkar. Hayaletsiz ilişki talebi, bakiyesiz zaman talebidir ve öyle bir zaman yoktur. Bir ilişkinin sağlığı hayaletlerinin yokluğuyla değil, onlarla kurulan düzenle ölçülür: hangi ölünün gömülü sayılacağı, hangi ritüelin taşınacağı, hangi vaadin güncelleneceği. Evlilik bu düzenin adıdır: iki kişinin ve hayaletlerinin ortak yönetimi.